Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Mutlu Bir Aile Hikayesi – 5. Bölüm
Dedemi kaybettikten yaklaşık bir ay sonra, eniştemin Ankara’ya tayini çıktı. Kısa bir süre içinde taşındılar. Defne tıpkı söz verdiğimiz gibi benimle asla sevişmeyecekti. Sinem’le de artık farklı şehirlerde yaşıyorduk. Bana sadece mastürbasyon yapmak kalmıştı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de o yaz tatile de çıkamamıştık.

Neredeyse her gece mastürbasyon yaparak kendimi tatmin etmeye çalışıyordum, ama yetmiyordu. Bir gün annem ve babam küçük kardeşimiz Gökçe’yi de yanlarına alarak bir misafirliğe gitmişti. Çaresizce Defne’nin odasına gittim, ona açıkça onunla sevişmek istediğimi, mastürbasyon yapmanın bana yetmediğini söyledim, hatta tabiri caizse yalvardım. Ama bana sertçe verdiğim sözü hatırlattı ve beni odasından kovdu.

O sene Defne de Sinem de üniversite sınavına girdi ve ikisi de üniversiteyi kazandı. İkisi de Ankara’da okuyacaklardı. Zaten eniştemin tayini de Ankara’ya çıkmıştı. Sinem ailesiyle birlikte yaşayacaktı. Okullar açılmadan hemen önce ailece Ankara’ya gidip ablamı bir yurda yerleştirdik. Ankara’da yaklaşık bir hafta kalmıştık. Ama Sinem’le yalnız kalıp hasret giderecek fırsatımız olmamıştı.

Tekrar eve döndüğümüzde artık Defne de olmadığı için yapayalnız kalmıştım. Her gece mastürbasyon yapmaya devam ediyordum ama bu bana yetmiyordu. En sonunda bu durumu ancak üniversiteyi kazanırsam kendi lehime çevirebileceğimi fark ettim. Eğer ben de Ankara’da bir üniversite kazanırsam belki de ablamla ya da Sinem’le sevişebilmek için fırsat bulabilecektim.

Bu düşüncemin bana verdiği motivasyonla ders çalışmaya başladım. Derslerden sıkıldığım anda gözlerimi kapatıp, Ankara’da Sinem ve Defne’yle birlikte olabilmenin hayalini kurdum ve tekrar motive oldum. En sonunda ben de Ankara’da bir üniversite kazandım.

Sınava girdiğim yaz yine tatil yapamamıştık. Üniversiteye kaydımı yapmaya ailemle birlikte gittim ve tıpkı bir önceki sene ablamın kaydı için gittiğimizde olduğu gibi teyzemlerde kalıyorduk. Ama yine Sinem’le yalnız kalacak fırsatı bulamadık.

Babam beni de yurda yazdırmak istiyordu, ama ben ısrarla evde kalmak istediğimi söyledim. En sonunda ikna oldular, ama ablam yurt hayatından çok memnun olduğu için benimle eve çıkmak istemiyordu. Bu durum beni fazlasıyla üzmüştü. Liseden arkadaşım olan iki kızla birlikte bir ev tuttuk ve eşyaları alıp yerleştirdik.

Her ne kadar birlikte yaşamıyor olsak da, zaman zaman Sinem ve Defne’nin gelip benim evimde kalacağını tahmin ediyordum. İşte o günlerde onlarla sevişebilmek için elimden geleni yapacaktım. Ancak hesap etmediğim bir şey vardı: ev arkadaşlarım evdeyken sevişemezdik.

İlk sömestr bittiğinde, hala ne Sinemle, ne de ablamla sevişebilmiştim. Üstelik ikinci sömestr ablam ERASMUS ile İtalya’ya gidecekti. Gerçekten artık çıldırmak üzereydim. Üniversite hayatım benim içim tam bir hayal kırıklığı oluyordu. Üniversiteyi kazanınca ablamla ve kuzenimle sevişebilecek fırsatı bulabileceğimi düşünerek kendimi motive etmiş ve en sonunda kazanmıştım. Ama sevişmek bir kenarda dursun, birbirimizle neredeyse görüşemiyorduk bile…

Nisan ayında ailemin yanına gittim. Babam bana muhteşem bir sürpriz yaptı ve finallerimde başarılı olursam beni tatile ablamın yanına, İtalya’ya göndereceğini söyledi. Mutluluktan havalara uçmuştum. Birkaç gün içinde pasaport ve vize işlemlerimi hallettim ve yoğun bir şekilde ders çalışmaya başladım. Haziran’ın ortasına geldiğimizde, finallerim bitmişti ve bütün derslerimi geçmiştim. Babam biletimi çoktan almıştı bile.

Ablam İtalya’nın Trieste kentindeydi. Slovenya sınırında küçük bir liman kenti. Ama beni karşılamak için Milano’ya gelmişti. Havaalanında birbirimize sıkı sıkı sarıldık. Cinsel açlığım bir yana, onu ablam olarak da çok özlemiştim.

Uçağım öğlen saatlerinde inmişti. Defne o gece için Milano’da bir otel ayarlamıştı. Sabah ise trenle Floransa’ya geçecektik. Otele gidip yerleştikten sonra birlikte çıkıp Milano sokaklarında dolaşmaya başladık. Bir yandan da Defne bana İtalya’daki hayatını anlatıyordu. Akşam yemeğimizi yedikten sonra eğlenmek için bir diskoya gittik.

Ev arkadaşlarımla birkaç kez bira içmiştik, ama disko ortamını ilk defa görüyordum. O kadar yüksek sesli müzik çalıyordu ki, birbirimizi duymamız imkansızdı. Defne beni elimden tutarak bara doğru götürdü ve ikimize de birer kokteyl sipariş etti. Dans ederek içmeye başladık.

Bir ara bardaki iki çocuğun bizi kestiğini görmüştüm. Defne de onlara doğru cilveli bakışlar atıyordu. Bir yandan da dans etmeye devam ediyorduk. Açıkçası hem kıskanmış, hem de korkmuştum. Çünkü çocukların bizi rahatsız edeceğini düşünüyordum. Ama Defne son derece rahat bir şekilde çocuklarla kesişiyordu.

Bir süre dans, alkol, kesişme üçlüsü içerisinde zaman geçirdikten sonra Defne’nin kulağına eğildim ve sesimi duyurmak için bağırmaya başladım:

“Defne, çocuklar gözleriyle yedi bizi. Sen de karşılık veriyorsun, başımıza iş açacaksın.”
“Korkma, burası Ankara değil.” Bunu söyledikten sonra kahkaha atmıştı.
“Tamam Ankara değil ama yeter kesme çocukları. Hayır iş atıyoruz zannedecekler.”
“İş atıyoruz zaten.”

Defne kahkahalar içinde dans etmeye devam ediyordu. Bu arada ikinci kokteylimi içmiştim, Defne ise üçüncüyü içiyordu. Tekrar kulağıma eğildi:

“Çıldırtalım mı şu çocukları?”
“Nasıl olacak o?”
“Sen bana ayak uydur yeter.”

Defne birden çok seksi danslar yapmaya ve kendini bana sürtmeye başladı. İlk şoku atlattığımda, elini boynuma seksi bir şekilde sürtüyor, arada çocuklara şuh bakışlar atıyordu ve kulağıma eğilip “Ayak uydur bana” dedi. Ben de dediğini yaptım ve seksi dansına eşlik ettim. Çocukların ağızlarının suyu akıyordu, gözlerini dikmiş bizi izliyorlardı. Sonra ikisi de bardan ikişer içki alıp bize doğru yürümeye başladılar. Defne’nin kulağına heyecanla eğilip “Bize doğru geliyorlar, bize doğru geliyorlar” dedim. Defne yanaklarımdan tuttu ve dudaklarıma yapıştı.

Şok olmuştum, İtalya’da bir diskonun orta yerinde ablam dudaklarıma yapışmıştı. Çocukların hayal kırıklığıyla geri döndüklerini gördüm. Sonra bir an, dudaklarımın arasından yıllardır hasretini çektiğim ablamın dilinin geçtiğini hissedince kendime geldim ve bütün şehvetimle ablama karşılık vermeye başladım. O diskoteğin orta yerinde, ablamla muhteşem bir şekilde öpüşüyorduk.

Bir dakika kadar öpüştük ve ablam dudaklarımdan ayrıldı. Tekrar çocuklara doğru döndü ve kahkahalarla gülmeye başladı. Ben üçüncü, ablam da dördüncü kokteylini içtikten sonra diskodan ayrıldık. Artık iyice sarhoş olmuştum. Bir taksiye binip kalacağımız otele geldik. Odaya girene kadar hiç konuşmadım. Odaya girince Defne’ye çıkıştım:

“Defne delirdin mi sen? Nasıl böyle bir şey yaparsın?”
“Ne yaptım ya? Abartma.”
“Ne demek abartma Defne. İnsanların gözü önünde öpüştük resmen.”

Üzerime doğru şuh bir şekilde yaklaşarak, “Rahat ol Sude, İtalya’dayız. Bizi tanıyan kimse yok, kardeş olduğumuzu bilen kimse yok…” dedi ve boynuma sarıldı. Nefesini boynumda hissetmek vajinamın karıncalanmasına yetmişti bile. Ben de ona sarıldım. Ama hala tedirginliğimi dile getirmekten de geri durmuyordum.

“Ama Defne yani o çocukları resmen azdırdın. Sonra da benim dudaklarıma yapıştın. Ya yanımıza gelselerdi?”
“Lezbiyen olduğumuzu düşünecekleri için gelmeyeceklerini biliyordum.”
“Her şeyi planladın yani”
“Evet, planladım tabi ki küçük şapşal. Seni İtalyan aygırlarına yem eder miyim hiç?”

Bunu söylediğinde boynumdan uzun bir öpücük almıştı. Artık kanım çekiliyordu, ben de onun boynuna değdirdim dudaklarımı.

“Etmez misin?” Dedim fısıldayarak.
“Etmem tabi, sen benim küçük kardeşimsin.” Dedi ve boynumdan şakaklarıma doğru çıktı. Kalbimin gümbür gümbür atmaya başladı, şakaklarımda hissediyordum. Defne de hissetmiş olacak ki birden yüzüme baktı ve “Kalbin neden bu kadar hızlı atıyor?” Diye sordu.
“Bilmem, galiba heyecanlandım.”
“Çocuklar mı heyecanlandırdı seni?”
“Hayır” dedim fısıltıyla. Artık nefeslerimiz birbirine karışmaya başlamıştı.
“Neden? Onlarla ateşli bir gece geçirmek istemez miydin?”
“Hayır” dedim tekrar.
“Neden? Çok yakışıklı değiller miydi?”
“Evet, yakışıklılardı. Ama… Bilmiyorum.”
“Başka birini mi isterdin yoksa?”

Bu bir fırsat olabilirdi. “Evet” dedim gözlerinin içine bakarak.
“Kimi?” Diye sordu fısıltıyla.
“Seni”

Gözlerimiz kenetlenmiş, dudaklarımızın arasında birkaç santimetre vardı. Nefeslerimiz birbirine karışmıştı. Defne’nin vücudunun sıcaklığını hissedebiliyordum.

“Ama ben senin ablanım.” Dedi en sonunda.
“Olsun, İtalya’dayız. Kardeş olduğumuzu bilen kimse yok…” dedim.

Defne uzanıp dudaklarımdan uzun bir öpücük aldı. Karşılık verdim. Rüyada gibiydim. Yıllardır hasret kaldığım ablam, şimdi kendi isteğiyle benim dudaklarıma yapışmıştı. Birkaç saniye içinde küçük öpücükler büyüdü, ablamın dili ağzımın içinde dolanıyordu. Hızlı bir şekilde birbirimizi soymaya başladık. Çok sert hareket ediyorduk. Ablam beni duvara yaslamış çılgınlar gibi dudaklarımı, boynumu öpüyordu. Ben de ona aynı sertlikte karşılık veriyordum.

Bir dakikadan kısa bir süre içinde, ikimiz de çırılçıplak kalmıştık ve bacaklarımızı birbirimize dolayıp deliler gibi sevişmeye başlamıştık. Sarhoşluğun da etkisiyle inliyor, çığlıklar atıyorduk. Defne aşağı doğru kayıp göğüslerimi yalamaya başladı. Son sevişmemize göre artık daha büyük olsalar da, hala normalde küçük olan göğüslerim, Defne’nin ağzında bana muhteşem hazlar tattırıyordu. Uçlarının şiştiğini, Defne’nin her dil darbesiyle biraz daha dikleştiğini hissedebiliyordum.

Sonra aniden nefesim kesildi. Ağzımdan bir inilti değil, adeta bir çığlık çıktı. Defne’nin dili vajinamın üzerindeydi. Daha önce böyle bir şeyi hiç hissetmemiştim. Adeta çıldırmış gibi çarşafları sıkıyor, artık inlemeyi geçmiş böğürüyordum. Dili içime giriyor, çıkıyor, vajinamın etrafında bir tur atıyor, sonra klitorisimi bulup bir aşağı bir yukarı hızlıca bastırıyordu. Sonra tekrar vajinamın içine daldırıp aynı şeyleri baştan yapıyordu. İki dakika bile olmamıştı ki, hayatımın en zevkli, en şiddetli, en uzun, en sert, en muhteşem orgazmını yaşadım. O kadar çok su akıtmıştım ki, bir ara işiyorum zannedip utanmıştım. Defne ise hunharca vajinamdan çıkan suları yalıyor, yutkunma sesleri bir yandan iğrenmeme, diğer yandan ise deliler gibi zevk almama sebep oluyordu.

Orgazmım belki de bir dakikadan daha uzun sürmüştü. O kadar yorulmuştum ki, kolumu kaldıracak takatim kalmamıştı. Defne tekrar üzerime uzanıp dudaklarıma yapıştığında, onun dudaklarından kendi vajinamın suyunu ilk defa tatmıştım. Hem iğreniyor, hem de inanılmaz bir zevk alıyordum. En sonunda Defne yanıma yattığında, hala nefesim düzelmemişti.

“Ne yaptın sen öyle?” Diyebildim en sonunda.
“Çok mu hoşuna gitti?” Dedi gülerek.
“Defne hoşuna gitmek ne demek? Ölüyorum sandım.”

Uzanıp tekrar dudaklarıma yapıştı. Çenesinden, yanaklarından kendi suyumu temizliyordum ve bundan enteresan bir şekilde zevk aldığımı hissettim. Bir süre yan yana yatıp öpüştük ve ellerimiz birbirimizin vücutlarında gezindi. Sonra Defne sırt üstü yattı ve beni kendi üzerine çekti. Hiç vakit kaybetmeden ablamın üzerinde pozisyon aldım ve vajinalarımızı buluşturup sürtünmeye başladım. Ablam hala orgazm olmadığı için çılgınlar gibi inliyordu.

Yanaklarımdan tutup beni aşağı doğru yönlendirdi. Göğüslerini yalamamı istediğini farketmiştim. Ancak göğüslerine ulaştığımda artık vajinalarımız birbirinden uzaklaşmıştı. Elimle vajinasına ulaştım ve okşamaya başladım. Son sevişmemizde yaptığımız gibi parmağımı ıslatarak göt deliğine doğru götürdüm. Parmağımı götüne doğru bastırdığımda beni şaşırtarak elimi tuttu ve bana engel oldu. Oysaki bunu daha önce yaptığımda bundan muhteşem bir zevk almıştı. Ancak bir anda yeni bir şok yaşadım, ablam parmağımı vajinasının deliğine getirdi ve bileğimden tutarak içeri doğru bastırmaya başladı.

Parmağım ablamın vajinasının içine doğru kayarken ablamdan inanılmaz sesler yükseliyordu. Şok içinde aşağı doğru bakıyordum, parmağım ablamın vajinasının içine köküne kadar girmişti. Ablam nefes nefese “İki parmağını birden sok” dedi. Dediğini aynen yaptım, şimdi hem işaret parmağım hem de orta parmağım ablamın vajinasına girip çıkıyordu. Ablam belini o kadar sert oynatıyordu ki, vajinasının iç çeperlerini hissediyordum.

Başımı daha da aşağı doğru bastırdı. Göbeğine geldiğimde hala aşağı ittiriyordu. Ablam, onun bana yaptığı gibi, vajinasını yalamamı istiyordu. İğrenerek yaklaştım, ablamın bu isteğini geri çeviremezdim ama iğreniyordum. Eliyle vajina dudaklarını iki yana ayırdı ve klitorisini işaret ederek “O çıkıntıyı sertçe yala” diye beni yönlendirdi. Dediğini yaptım ve dilimi uzatıp klitorisine bastırdım. Sonra bir yukarı bir aşağı dilimi hareket ettirmeye başladım. Ablamın hareketleri artık iyice histerikleşmeye başlamıştı. Ben de ablamın vajinasının kokusuna alışmış, artık daha iştahlı bir şekilde yalıyordum.

Ablam çok kısa bir süre içinde tiz çığlıklar eşliğinde kasılmaya başladı. Islak ve kaygan vajinası parmaklarımı bir sıkıp bir bırakıyordu ve birden suları parmaklarımı ısıtmaya başladı. Vajinasından yatağa şıpır şıpır damlıyordu. Bense dilimi parmaklarımla birlikte vajinasının içine sokarak tadını almaya çalışıyordum.

Ablamın çığlıkları da kasılmaları da çok uzun sürdü. Sonra kahkahalar atarak beni yanına çekti ve dudaklarıma yapıştı. Şimdi de o kendi sularını benim yüzümden temizliyordu. Ama benim yüzüm çok ıslanmamıştı, çünkü ben sadece klitorisini yalamıştım. Ama ablam ben boşalırken dilini sokabildiği kadar içime sokup bütün sularımı yutmaya çalışmıştı.

Deliler gibi öpüşüyorduk, ablamın histerik gülüşleri hala devam ediyordu. Bense hala şaşkındım. O şekilde birbirimize sarılarak uyuyakaldık.

Ertesi sabah erkenden uyanıp tren istasyonuna gittik ve Floransa’ya doğru yola çıktık. Dün gece yaşadıklarımızla ilgili hiç konuşmuyorduk. Yolu yarılamıştık ki artık merakıma daha fazla engel olamayarak konuyu ben açtım:

“Defne sana bir şey soracağım. Ama bana kızma.”
“Sor ablacım.”
“Sen bekaretini ne zaman kaybettin?”

Bu sorum onu şaşırtmıştı. Bir süre ölçtü tarttı, sonra cevap verdi:

“Buraya geldiğimin ikinci ayında.”
“Nasıl oldu?”
“Oldu işte bir şekilde.”
“Lütfen anlat Defne, çok merak ediyorum.”

Bir süre anlatmak istemedi ama en sonunda ısrarlarıma dayanamadı ve anlatmaya başladı:

“Bir gece diskoda yine bir çocukla kesiştim. Sonra çocuk yanıma geldi ve birlikte dans edip içki içtik. Üniversitenin ilk yılında bir erkek arkadaşım olmuştu, onunla sevişmiştik ama sadece kıyafetlerimizin üstünden sürtünmüştük. Ama hiç tam anlamıyla birlikte olmamıştım. Yine o seviyede bırakırım diye düşünerek çocukla yakınlaştım. Diskoda öpüşmeye başladık, sonra beni evine götürdü. Evde sevişmeye devam ettik. Sonra beni soymaya başladı. Açıkçası ilk başta korkmuştum, ama bir anda külodumu çıkartıp beni yalamaya başlayınca, korku falan kalmadı. Aldığım zevkle ne olacaksa olsun dedim. Sonra birlikte olduk.”
“İnanmıyorum sana, ya başına bir şey gelseydi?”
“Ne gelecekti ki başıma Sude? Burası Türkiye değil, insanlar sevişmeyi çok normal karşılıyorlar. Hatta çocuk kanadığımı görünce bana ‘Bakire olduğunu bilmiyordum, özür dilerim. Eğer anlasaydım senden izin istemeden bunu yapmazdım’ falan dedi. İnceliğe bakar mısın? Sonrasında birkaç erkekle daha birlikte oldum.”

Anlattıklarıyla şok olmuştum. Ama Defne yaptıklarından pişman değil, hatta tam aksine çok zevkli bir şekilde anlatıyordu. Floransa’ya vardık ve müzeleri, kiliseleri gezdik. Akşam olduğunda yemeğimizi yedik ve doğruca otele geçtik. Dün geceden ve bugünkü uzun gezintimizden dolayı bir hayli yorgunduk ve dinlenmek istiyorduk.

Otele geldiğimizde Defne’nin gözleri önünde soyunmaya başladım. Beni izlediğini biliyordum. Çırılçıplak kaldıktan sonra yatağıma geçtim. Defne de soyundu, ama külodunu çıkarmadı. Sonra üzerine bir şort ve tişört geçirip o da kendi yatağına geçti. Çok kısa bir süre içinde ikimiz de uykuya daldık.

Sabah yine erkenden uyanıp bu kez trenle Roma’ya doğru yola çıktık. Trende yine muhabbet ederken, dünden beridir aklıma takılan şeyi Defne’yle konuşmaya karar verdim:

“Defne bir şey söyleyeceğim, ama nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum.”
“Dümdüz söyle” dedi gülerek.
“Peki, ben de Türkiye’ye dönmeden önce birisiyle birlikte olmak istiyorum.”

Defne şok olmuştu. Hemen kaşlarını çattı ve “Saçmalama Sude.” Diyerek itiraz etti.
“Hemen tepki vermeden önce bir dinle bak. Sen hep demiyor muydun ya lezbiyen olursak diye? Ben bunu denemek istiyorum ve Türkiye’de denemekten çok korkuyorum. Hatta bu sene okuldan bir çocuk benimle sevgili olmak istedi, ondan etkilenmiştim ama korktuğum için reddettim. Erkeklerden de hoşlanıp hoşlanmayacağımı denemem gerekiyor.”
“Sude sen ne söylediğinin farkında mısın?”
“Evet Defne farkındayım. Bak sen de yapmışsın aynı şeyi, üstelik hiç de pişman gibi görünmüyorsun. Ben de denemeliyim, kendimi bulmak için buna ihtiyacım var”
“Saçmalıyorsun Sude.” Dedi ve konuyu kapattı. Yol boyunca suskun suskun oturdum. Defne ise konuyu farklı taraflara çekiyor, havadan sudan muhabbetler açıyordu.

Roma’ya vardığımızda ilk önce otele gidip çantalarımızı bıraktık. Planımız dışarı çıkıp gezmekti. Ama Defne suratımın asıklığına daha fazla dayanamadı ve “Sude lütfen ama, sence de çok saçma değil mi bu istediğin şey?” Diye üstüme geldi. Bir anda patladım ve ona bağırmaya başladım:

“Saçma falan değil Defne. Yıllardır benimle sevişmekten kaçınıyorsun. ‘Ya lezbiyen olursak’ diye diye sürekli benden uzak durdun. Ama canın her istediğinde de benimle çok ateşli bir şekilde sevişiyorsun. Sonra canın istediğinde gelip burada erkeklerle birlikte oluyorsun. Ama ben istediğimde saçmalamış oluyorum. Sen her istediğinde seviş, ama ben her istediğimde saçmalamış olayım. Seninle de sevişemem, doğru ya çünkü ablamsın. Ama erkeklerle de sevişemem çünkü saçma”

Bu çıkışımın üzerine ikimiz de sustuk ve oda bir anda buz kesti. Çok sinirliydim. Defne yatakta yanıma oturdu ve bana sarıldı:

“Özür dilerim Sude, gerçekten çok özür dilerim. Hiç böyle düşünmemiştim. Sanırım haklısın. Sana çok haksızlık ettim. Ama hadi kalk, bu tatilimizi böyle ziyan etmeyelim. Roma sokakları bizi bekler.” Dedi ve beni kendine çevirip dudaklarımdan öptü. Sonra biraz gıdıklayarak güldürmeyi başardı. Birlikte çıkıp Roma’da dolaşmaya başladık. Gezilecek, görülecek çok fazla yer vardı. O yüzden Roma’daki otel rezervasyonumuzu üç gecelik yapmıştık.

İlk gece yemekten sonra doğruca otele döndük. Otele vardığımızda Defne bana “Sen yukarı çık, ben birazdan geliyorum” dedi ve yanımdan ayrıldı. Beş dakika sonra geri döndü. Nereye gittiğini sorduğumda ise hiçbir şey söylemedi.

O gelene kadar ben soyunup yatağa geçmiştim. Defne de üzerini çıkardı ve çırılçıplak kalıp benim yatağıma geldi. Sonra yatakta bana sarıldı ve “Söylediklerini düşündüm ve sana hak verdim. Sana hayatın boyunca unutamayacağın bir tatil yaşatacağım” dedi. Sevinçle gözlerinin içine baktım. Dudaklarıma yapıştı ve deliler gibi sevişmeye başladık.

Bir süre öpüştükten sonra yataktan kalktı ve çantasına doğru gitti:

“Ama açıkçası ilk tecrübeni bir erkekle yaşamandansa benimle yaşaman daha doğru olacaktır.”
“Nasıl yani?”
“Bak ben çok şanslıydım ve ilk tecrübemi kadınlara değer veren bir erkekle yaşadım. Adam ne yapması gerektiğini gayet iyi biliyordu. Ama sonradan birlikte olduğum erkeklerden iki tanesi iki dakika içinde kendi işlerini bitirdiler ve açıkçası hem zevk almadım, hem de iğrendim. İlk tecrübende öyle birine denk gelerek erkeklerden soğumanı istemiyorum.”
“Nasıl olacak peki?”
“Şöyle olacak” dedi ve çantasından çıkardığı bir kondom kutusunu yatağa doğru fırlattı. Elime alıp baktım. Sonra yine çantasından bir poşet çıkardı. Poşetin içinde bir kilo kadar salatalık vardı. Resmen gözlerim açılmıştı.

Salatalıkların arasından boyutu ve şekli uygun olan bir tanesini seçti ve yanıma geldi.

“Bak, bunu bir eğitim gibi düşün. Sana bilmen gerekenleri anlatacağım. Böylece erkeklerle birlikte olduğunda acemilik çekmeyeceksin.”

Heyecanlı gözlerle onu izliyordum. Yatakta kalkıp oturdum ve meraklı gözlerle izledim. Önce paketten bir kondom çıkardı ve kondomu salatalığa geçirerek nasıl yapılacağını öğretti. Sonra o kondomu çöpe attı ve yeni bir tane açarak benim takmamı istedi. Ben takarken de beni yönlendiriyordu. “Ucunu çok sıkıştırma, penisin ucu çok hassastır ve sıkıştırırsan erkeğin canı yanar.” Gibi bilgilendirici uyarılarla kondom kullanmayı öğrenmiştim. Sonra beni yatağa sırtüstü yatırdı ve üzerime yatıp benimle sevişmeye başladı.

Ablamın dudakları dudaklarımı, dili dilimi, elleri göğüslerimi keşfediyordu ve birazdan o salatalığın içime girecek olduğunu düşünmek beni delirtiyordu. Çok geçmeden vajinamdan sular damlamaya başlamıştı.

“Bak, ön sevişme doğru bir şekilde yapılırsa eğer, vajinan işte böyle sulanacak. Ama karşındaki adam sığır çıkarsa ve seni yeterince ıslatmadan işe koyulmaya kalkarsa bilmen gereken ufak bir detay var.”

Elindeki salatalığa tükürdü ve eliyle iyice yaydı. “Vajina sularının yapması gereken işi tükürüğünle de yapabilirsin. Şimdi bacaklarını ayır, korkma ve kendini rahat bırak. İlk başta çok az bir acı hissedeceksin. Ama sonrasında buna değeceğine söz veriyorum.”

Dediğini yaptım ve bacaklarımı ayırarak heyecanla bekledim. Salatalığın ucu vajinama değdiğinde elektrik çarpmış gibi irkilmiştim. Ablam salatalığı bir sağa bir sola çeviriyor, o sürtünme hissiyle beni deliye döndürüyordu. Sonra yavaşça salatalığı içime doğru ittirmeye başladı. Birkaç santimetre sokmuştu ki, geri çıkardı. Sonra tekrar soktu, sonra tekrar çıkardı. Sonra biraz daha içeri doğru bastırdığında çok ince bir sızı hissetmiştim. Salatalığı tekrar çıkardı ve bana doğru tutup etrafındaki ince kan lekesini göstererek “Tebrikler tatlım, artık bir kadınsın” dedi.

Az önce öz ablam, kızlık zarımı yırtmış ve beni bu yükten kurtarmıştı. Sonra salatalığı tekrar içime sokmaya başladı. Artık kızlık zarımın yırtılmış olmasından dolayı daha rahat davranıyordu. En sonunda salatalığı iyiden iyiye içime sokup çıkarmaya başladığında, deliler gibi öğürüyordum.

Hayatımda hiç bu kadar zevk almamıştım. Milano’da kaldığımız ilk gece, ablam beni diliyle orgazma ulaştırdığında “Artık bundan ötesi olamaz” diye düşünmüştüm. Ama Defne her zamanki gibi beni şaşırtarak ondan da ötesi olduğunu bana göstermişti.

Defne elindeki salatalığı çok iyi kullanıyordu ve salatalığın içimdeki her hücreye ayrı ayrı temas ettiğini hissedebiliyordum. Çok geçmeden hayatımın orgazmını yaşayacaktım ki Defne içimdeki salatalığı çıkardı ve diliyle yarım bıraktığı içi tamamladı.

Orgazm olduktan sonra nefesim düzelene kadar bekledim ve sonra dirseklerimin üzerinde doğrularak “Neden çıkardın?” Diye kızgın bir şekilde sordum.
“Bilmiyorum ya, kasılırken salatalığı kırarsın da sonra çıkaramazsak diye korktum.” dedi. Bu söylediği her ne kadar kulağa mantıksız gelse de, o an ben de hak verdim. Sonra onu üzerime çekip teşekkür öpücüklerine boğdum.

Onu sırtüstü yatırarak teşekkür etmek için ben de dilimi vajinasından içeri sokarak yalamaya başladım. Zaten orgazma çok yakınmış, birkaç dil darbesiyle sularını ağzıma bırakıverdi. Milano’da ablamı yalarken biraz iğrenmiştim, ama bu sefer büyük bir iştahla yalıyordum. Bütün sularını yalayıp yuttum ve yukarı çıkıp ablamın boynuna sarıldım ve tekrar teşekkür ettim. Hem yol yorgunluğu, hem de yaşadığımız muhteşem orgazmların yorgunluğuyla o şekilde uyuyakaldık.

Roma’daki ikinci gecemizde otele çok geç döndük ve hemen uyuduk. Üçüncü gün dolaşırken Defne’ye dönüp “Bu akşam diskoya gidelim mi?” dedim.
“Olur tabi ki. Ama sen sevmezdin diskoyu? Çok gürültülü diyordun?”
“Ya evet sevmiyorum da, galiba erkek bulmak için en ideal yer de orası.”
“Ha sen bu işi burada halledeceğim diyorsun yani?”
“Halletmeyeyim mi? Hani bana hak vermiştin?”
“Verdim tabi ki ablacım, şaka yapıyorum. Merak etme, bu gece bu işi halledeceğiz.”

Heyecanla sarıldım ve dudaklarından öptüm. Sokak ortasında ablamı öpebiliyor olmak bana muhteşem bir haz veriyordu. Akşam olmasını iple çekiyordum resmen. En sonunda yemeklerimizi de yedikten sonra doğruca bir diskoya gittik ve içkilerimizi alıp dans etmeye başladık. Çok geçmeden avlanmak için pusuya yatmış iki tane yağız İtalyan sırtlanını gözümüze kestirdik. Defne bu konuda son derece cesur olsa da, ben göz teması kurmaya çekiniyordum.

Neyse ki Defne gerekeni yaptı ve çocuklar dans pistine doğru yanımıza geldi. O gürültülü ortamda birbirimizle tanışmaya çalıştık. Çocuklardan birinin adı Gigi, diğeri ise Nicolo’ydu. Biz de kendimizi tanıttık ve birlikte dans ederek konuşmaya başladık. Ben yarım yamalak İngilizcemle Nicolo’yla konuşmaya çalışıyordum. Gerektiği yerde Defne’den yardım alıyordum ve bize tercümanlık yapıyordu.

İki saat kadar sahnede dans ettik. Artık birbirimize temas etmeye başlamıştık. Gigi, ablama arkasından sarılmış o şekilde dans ediyorlardı. Ben de kendimi Nicolo’nun kollarına bıraktım. Nicolo bana arkadan sarıldığında, penisini kalçalarımın üzerinde hissetmiştim. Sonra yüzümü ona doğru döndüm ve gülümsedim. Uzanıp dudaklarıma yapıştı.

Ablamın karşısında bir erkekle öpüşüyordum, ve bu benim öpüştüğüm ilk erkekti. Vücudumu tamamen ona doğru çevirdim ve öpücüklerine karşılık verdim. Bıyıkları ve sakalları yüzümü acıtsa da, ablamla Sinem’den çok daha farklı bir tarzla öpüyordu, adeta bana diliyle hükmediyordu. Bir ara göz ucuyla arkaya baktığımda ablamın da Gigi ile hunharca öpüştüğünü gördüm. Saat artık sabaha karşı 3’e geliyordu. Hem içkilerin etkisi, hem de tatilimizin birikmiş yorgunluğuyla artık başım dönmeye başlamıştı.

Ablam bir ara beni elimden tutup çekti ve onların evine gideceğimizi söyledi. Dördümüz diskodan çıktık ve bir taksiye bindik. Gigi öne oturmuştu, arka tarafta ise ben, Nicolo ve Defne oturuyorduk. Nicolo yol boyunca benimle deliler gibi öpüşmeye devam etti. Ben de bir yerden sonra kendimi içgüdülerime bıraktım ve elimi Nicolo’nun pantolonunun üzerine koyarak penisini hissettim.

İki gece önce denediğimiz salatalıktan biraz daha büyük gibiydi. Eve vardığımızda artık külodumun sırılsıklam olduğunu hissediyordum. Defne binaya girmeden önce çaktırmadan çantama 4-5 tane kondom attı. Sonra eve girdik ve salonun ortasında Gigi ablamı, Nicolo ise beni soymaya başladı. Nicolo’nun sert sakallarından dolayı yüzüm yanıyordu. Onu yüzümden uzaklaştırmak için başını aşağı doğru elimle çekiştirdim.

Tek hamlede tişörtümü çıkardı ve sütyenimi yukarı doğru kaldırıp göğsüme yumuldu. Bir yandan da beni salondaki kanepeye sırtüstü yatırdı. Üzerime çullanıp göğüslerimi kıtlıktan çıkmış gibi yalamaya başladı. Defne’nin iniltilerini duyduğumda kafamı o tarafa çevirdim. Gigi Defne’nin vajinasına yumulmuş çılgınlar gibi yalıyordu.

Hayatımda ilk kez bir erkekle birlikte olacaktım ve bu adam hiç tanımadığım bir İtalyandı. Üstelik ben bunu yaparken ablam da yan tarafımdaki koltukta hiç tanımadığımız başka bir İtalyan’la birlikte olacaktı. Bunu düşünmek bile beni delirtiyordu.

Nicolo çok sert hareketlerle pantolonumu ve külodumu da çıkardı. Artık hayatımda ilk kez bir erkeğin karşısında çırılçıplaktım. Hiç vakit kaybetmeden eğilip vajinamı yalamaya başladı. Açıkça itiraf etmek gerekirse ablamdan çok ama çok daha iyi yalıyordu. Bir yandan da kendi pantolonunu çıkartıyordu. Tam orgazm olmak üzereydim ki ayağa kalkıp iç çamaşırını çıkardı ve o muhteşem penisi havada sallandı. Hemen çantama uzanıp bir kondom çıkardım ve Nicolo’ya uzattım. Nicolo kondomu penisine taktı, elini tükürükle ıslattı ve penisinin etrafına yaydı.

Ben koltukta sırtüstü yatıyordum, bacaklarım yerdeydi. Nicolo ise yerde dizlerinin üzerine çöktü, bir bacağımı havaya kaldırdı, beni kendine doğru çekerek kalçamı dışarı çıkarttı. Penisini tuttu ve vajinamın deliğine hizaladı. Yavaşça içeri doğru ittirmeye başladı. İnanılmaz bir haz duyuyordum. Bir penis, içime giriyordu ve içim adeta yarılıyordu. Nicolo yavaş hareketlerle içimi zorluyor, penisi içimi yara yara derinlere iniyordu. Sonra kendini geri çekiyor ve tekrar yükleniyor, bunu her yaptığında biraz daha içeri girdiğini hissediyordum. En sonunda kasıklarımız birbirine değdiğinde, o koca penisinin tamamının içimde olduğunu anlamıştım.

Heyecandan ve zevkten ölmek üzereydim. Diğer tarafta Defne bir yandan göz ucuyla bizi izliyor, diğer yandan Gigi’nin penisini ağzına almış dondurma yalar gibi yalıyordu. Vajinam artık Nicolo’nun penisine iyice alışmıştı ve Nicolo hareketlerini hızlandırmıştı. Hızlı hızlı içime girip çıkıyor, testisleri kalçama çarptıkça şak şak sesleri odayı inletiyordu. Ben de sesime hakim olamıyor ve Nicolo içime girip çıktıkça bağırıp çağırıyordum. Aldığım zevkle Nicolo’nun kalçalarına tırnaklarımı geçirmiş ve onu kendime çekip daha çok içime sokmaya çalışıyordum.

Birkaç dakika içinde hayatımın en muhteşem orgazmını yaşamaya başladım. Böğürerek kasılıyor, kasıldıkça içimdeki penisi daha iyi hissediyor ve daha çok zevk alıyordum. En sonunda patladım ve kendimi sırtüstü koltuğa bıraktım. Nicolo hala aynı ritimde devam ediyordu. Kafamı çevirip Defne’nin gözlerine baktım. Defne yanımızdaki üçlü koltukta elleri ve dizleri üzerinde emekler gibi durmuş, Gigi arkasından içine girip çıkıyordu. Defne’nin de en az benim kadar zevk aldığını görebiliyordum.

Sonra Nicolo içimden çıktı ve beni Defne gibi emekleme pozisyonuna getirdi. Aynı şekilde arkamdan girmeye başladı. Defne’yle birbirimize doğru bakıyorduk ve birbirimize çok yakındık. Nefeslerimiz, iniltilerimiz birbirine karışıyordu. Defne uzanıp dudaklarıma kavuştu ve kıtlıktan çıkmış gibi öpmeye başladı. Ben de aynı şekilde karşılık veriyordum. Gigi Defne’nin kalçalarını tokatlıyor, içine girip çıktıkça Defne iniltilere boğuluyordu. Aynı şekilde Nicolo da benim içime girip çıktıkça adeta zevkten kuduruyordum. Aldığımız zevkle birbirimizin dudaklarını morartırcasına emiyorduk. Defne iniltilerinin arasında “Nasıl hissediyorsun?” Diye sordu.

“Ölüyorum Defne, zevkten kuduruyorum.” Dedim ve tekrar dudaklarına yumuldum. “Ama öpüşme kısmını pek sevmedim. Sakalları yüzümü paramparça etti.” Bir süre sonra önce Gigi, ardından Nicolo kasılıp böğürtüler çıkartarak orgazm olmaya başladılar. Sonra ikisi de içimizden çıkıp koltuğa oturdu ve birer sigara yaktılar. Bize de uzattılar ama ben almadım. Defne alıp bir sigara yaktı. Ablamın sigara içtiğini bilmiyordum. Ama Defne bana dönüp “Bence sen de iç, yoksa bunların kokusundan çok iğreneceksin” dedi. Bu söylediğinden gecenin henüz bitmediğini anlamıştım. Elindeki sigarayı bana uzattı. Birkaç nefes çekip öksürdüm, sonra elimden geri aldı ve tekrar kendisi içmeye devam etti. Böylelikle ikimiz bir sigarayı, erkekler de kendi sigaralarını bitirdiler. Sonra Nicolo kalkıp mutfağa gitti ve elinde dört tane birayla geri döndü.

Tanımadığımız iki ekrek, ablam ve ben bir evin salonunda çırılçıplak oturmuş bira içiyorduk. Bir süre sonra Nicolo kalkıp gitti. Odada üçümüz kalmıştık. Gigi tekrar ablamın dudaklarına yapıştı, bense onları izliyordum. Ardından beni de aralarına aldılar ve üçümüz öpüşmeye başladık. Sonra Gigi benim dudaklarıma yapıştı ve ablam eğilip Gigi’nin penisini ağzına aldı. Gigi çok kısa bir süre içinde yeniden sertleşmişti. Ablam Gigi’nin sertleşen penisine bir kondom geçirdi.

Ablamın da yardımıyla Gigi beni kucağına aldı ve oturur pozisyonda beni de penisinin üzerine hizalayıp üzerine oturttu. Gigi’nin penisi Nicolo’nunkinden biraz daha küçüktü. Üzerine oturduğumda ablam “Üzerinde kalkıp otur” diyerek beni yönlendirdi ve o şekilde Gigi’yle sevişmeye başladım.

Bir süre kucağında zıpladıktan sonra çok yorulmuştum. Gigi beni kanepeye sırtüstü yatırdı ve bacaklarımı aralayıp o pozisyonda içime girmeye başladı. Zevk dalgaları yine yükselmeye başlamıştı. Ablam da kalkıp bacağını üzerimden geçirdi ve yüzüme doğru oturdu. Vajinası tam yüzümün karşısına denk gelmişti. İçgüdüsel olarak dilimi çıkardım ve vajinasından taşan suları yalamaya başladım. Ablamın ağzından bir inilti koptu, sonra uzanıp o pozisyonda Gigi’nin dudaklarına yapıştı. Şimdi Gigi bir yandan benim içime girip, diğer yandan göğüslerimi sıkıyor, ablam ise hem vajinasını bana yalatıp hem de Gigi’nin dudaklarını keşfediyordu.

Arada sırada Gigi penisini içimden çıkarıp uzatıyor, ablam da iyice eğilerek Gigi’nin penisini yalıyor ve tekrar içime sokuyordu. Bir yerden sonra ablamla ben sonradan adının 69 olduğunu öğrendiğim pozisyonda kalmıştık. Gigi içime girerken, ablam eliyle vajina dudaklarımı ayırmış klitorisimi yalıyordu. Ben de onun vajinasının ulaşabildiğim her hücresini yalamakla meşguldüm.

Biz o pozisyondayken Nicolo geldi ve penisine bir prezervatif takıp ablama arkadan yaklaştı. Şimdi tam gözümün önünde, Nicolo’nun penisi ablamın vajinasına girip çıkmaya başlamıştı. Nicolo’nun testisleri alnıma çarpıyor, ablamın suları testislerinden yüzüme damlıyordu. O mayhoş testis kokusu başımı döndürmüştü. Ben de ablamın bana yaptığı gibi onun klitorisini dilimle uyarıyordum.

Gigi’nin hareketlerinden boşalmak üzere olduğunu anladım. Çok geçmeden de boşaldı ve kenara çekildi. Şimdi Nicolo ablamın içine girip çıkarken, ablam da benim vajinamı yalamakla meşguldü. Çok geçmeden ablamın dili beni de orgazma ulaştırdı. Ardından ben de aralarından ayrıldım ve kendimi Gigi’nin kollarına bıraktım. Ablamla Nicolo’nun muhteşem sevişmelerini izledik.

5 dakika kadar sonra ablam da Nicolo da çığlıklar içinde boşalmışlardı ve sonrasında yeniden oturup biralarımızı yudumladık. Ardından da bir taksi çağırdık, çocuklarla vedalaştık ve otele gittik. Otele gidene kadar hiç konuşmadık. Yürürken resmen acı çekiyordum, vajinamın hava aldığını hissediyordum.

Otele girer girmez soyundum ve çırılçıplak kendimi yatağa bıraktım. O kadar yorulmuştum ki hiç konuşmadan uyudum. Uyandığımda ablam da kendi yatağında çıplak yatıyordu. Bir süre onu izledim, sonra o da uyandı ve gözlerinin içi gülerek “Günaydın tatlım” dedi.
“Günaydın Defne.”
“Nasıl hissediyorsun?”
“Bilmiyorum, değişik.”
“Nasıl yani değişik?”
“Bilmiyorum işte Defne, üstüme gelme.”
“Tamam, sana tek bir şey soracağım. Zevkli miydi?”
“Deli misin Defne? Hayatımda hiç bu kadar zevk aldığımı hatırlamıyorum.”
“İşte bu! Gerisi hiç önemli değil. Hadi duş alıp hazırlanalım.”

O gün İtalya’daki son günümüzdü. Saat 4’te uçağımız kalkacaktı ve Ankara’ya dönecektik. Bunu idrak etmek beni çok üzdü. Defne kalkmış çırılçıplak banyoya doğru gitmişti. Kalan saatlerimizi mümkün olduğu kadar iyi değerlendirmek istiyordum çünkü içten içe Defne’nin Türkiye’ye döner dönmez yine “ben senin ablanım” moduna gireceğini hissediyordum.

Kalkıp Defne’nin arkasından duşa girdim ve “Birlikte duş alalım mı?” Diyerek arkasından sarıldım. Defne bana doğru döndü ve dudaklarımdan küçük bir öpücük alarak onayladı. Duşta sevişmeye başladık. Ona, bana bu tatil boyunca yaşattıkları için defalarca teşekkür ettim ve bütün oteli inlete inlete sevişerek ikimiz de orgazm olduk. Sonrasında çantalarımızı topladık, lobiye inip kahvaltı yaptık ve havaalanına doğru yola çıktık. Doğruca Ankara’ya gidecektik. Defne, Milano’ya beni almaya gelmeden önce Tireste’deki eşyalarını kargoyla Türkiye’ye göndermişti zaten.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir