Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Heyecanın Hazzı (%100 Orjinal)
Seks sınırı olmayan bir olgu… Her zaman daha ileriye gidebilme ihtimaliniz var ama bu sizin ve partnerinizin ellerinde…

Evliliğin onuncu yılına girerken seks hayatımızda oldukça yol almıştık. Tanıştığımızda tek gördüğü erkek organı ansiklopedideki resim olan eşim, birlikte geçirdiğimiz zaman diliminde iyi bir oral seks uygulayıcısı, nariden de olsa anal sekse açık ve normal sekste pozisyon sınırı tanımayan birisi olmuştu. Ondaki bu değişim elbette beni mutlu etmişti. Ama eksik olan bir şey vardı. Yasak olanın heyacanını hazzını yaşamak. Ama bu heyecan ve hazza açılan yol tek başına yürünebilecek bir yol değildi,, yanınızda partnerinizin de sizinle birlikte yürümesi gerekiyordu ki bizim eşimle yollarımız burada ayrılıyordu. Her ne kadar o farkında olmasa da ben ilişkimize heyecan katmayacak olursak seks hayatımızın monotonlaşacağını, kim bilir belki de rutin bir haline gelerek sıkıcı olacağını çok iyi biliyordum. Ama eşim, dinine ve eşine fazlasıyla bağlı, kesin sınırları olan bir yapıya sahip… Aslında amacım onu sekste sınır tanımayan bir azgın haline getirmek değil. Sadece biraz heyecan yaşamak ve bu heyecanı beraber yaşamak…

Tam da tüm bunları eşime açmaya düşünürken, eşimin hamilelik haberi üstüne tuz biber olmuştu. Aslında planladığımız bir durumdu ama ikimizi de mutlu etmeye yetti. Eşim daha önce düşük yaptığı için hamileliği esnasında seks bakımından birbirimize pek yaklaşamadık. İtiraf etmem gerekirki gençlikten kalan masturbasyon sevgisi, son zamanlarda piyasaya sürülen jellerle bu dönemde cinsel ihtiyaçlarımı karşılamaya yetmişti. Gözü dışarda olan bir adam değilim ve eşimin mutsuzluğunu da kesinlikle istemem ve çok da iyi biliyorum ki küçük bir aldatma girişimim bile tüm hayatımı tersine döndürebilir. Var olan gerçekler ile düşlediklerimin arasındaki uçurum çocuğumuzun ikinci yaşına girdiğimiz sene gerçekleşti.

İş icabı memlekete pek gidemiyorum. Ama ailemin torun sevgisi ihtiyacını da gidermem gerektiğini çok iyi biliyorum. Bir fırsat bulup bahar aylarında bir haftasonu köye gittik. Ailem sıradan köy hayatı yaşıyor, koyunlarımız ve çok da güzel kuzularımız var. Bana faydasını soracak olursanız kurbanlık ve peynir ihtiyacımın yarısını gidermesi dışında pek de faydaları yok, aslında zararları bile ailem yanıma yatılı olarak hiç gelemiyor ki aramız yaklaşık 80 km. Hoş geldin faslı ve toruna gösterilen sevgi selinden sonra akşamüstü kuzuların yanına gittik; eşim ve çocuğum onlara bayılmışlardı. Biz de annemle sohbete başladık, köyde olan biteni sordum. Çocukken beni çok seven bir akrabamızın şeker hastalığı nedeniyle kör olduğunu duyunca çok üzüldüm. Tüm akrabalar ona dönüşümlü olarak yemek veriyorlardı. Bugün de sıra bizdeydi, annem kahvaltısını ve öğle yemeğini vermiş akşam yemeğini götüreceğini anlatıyordu.

Koyunların bakımını yaptıktan sonra eve döndük. Yemek hazırlama işi falan başladı, eşim her ne kadar yardımcı olsa da annem biraz da benim canavar yüzünden yorulmuştu. Akrabamızın evi köyün 100 metre dışında bir tarla içindeydi. Zaten 70 yaşına yakın bir ihtiyardı, eşini de iki yıl önce kaybetmişti. Anneme yorulduğunu yemeği benim götüreceğimi söylediğimde sevindi, biz de torunumla vakit geçiririz diyordu. Aslında bizim canavar da halinden memnundu hem annem hem de babam bir dediğini iki etmiyordu. Anne babayı gözü bile görmüyordu. Annem yemeğini yiyene kadar bekle kapların boşlarını da al gel demişti, bir de yemekten sonra kahveyi severmiş divane evinde var yaparsan sevinir demişti. Aslında ben de iyi kahve yapardım ama eşimi Türk kahvesi işinde ciddi bir yetenek olarak değerlendirmeliyim. Annem acele etmeyin, siz tüm bunları yapana dek baban ancak koyunları tarlaya koyup gelir demişti.

Yemekler kaplara konuldu, eşime sen de gel, sevaptır senin elinden bir kahve içsin divane dedim. Aslında istemiyordu ama kayınvalideden çekinmenin de etkisiyle razı oldu. Yolu uzatma yerine bir patikadan gitmeyi tercih ettim. O zaman gözüm eşime takıldı, ayaklarına kadar inen bir etek ve üstüne ince bir kazak giymişti. Her adım atışında kalça hareketleri benim kanımı kaynatmaya yetiyordu. Orada üstüne atlayıp dakikalarca sevişebilirdim onunla ama biliyordum ki olduğumuz yerde bu imkansızdı. Yaklaşık 20 dakikalık yol gidecektik. Manzaranın da verdiği heyecanla karıma seks hayatımıza yeni bir heyecan katmamız gerektiğini söyledim. Patikanın kıyındaki tarlada duran eşeği gösterip “Git kat!” dedi ve gülmeye başladı. İstemediği bir şey söylediğimde işi şakaya vurup benimle eğlenmek en büyük zevkiydi. Aslında bozulmuştum ama çok ciddi olduğumu söyledim. Eşim de zaten yapabileceğimiz her şeyi yaptığımızı söyledi. Aslında haklıydı da oral, vajinal, anal seksin her türlüsünü yapıyorduk. “Yoksa başka birisini mi istiyorsun?” diye sordu. Bu bir yemdi çok iyi biliyordum, evet kadın istiyorum desem 3. Dünya savaşı, erkek istiyorum desem 3. Ve 4. Dünya savaşı aynı anda çıkacaktı. Kesinlikle öyle bir düşüncem olmadığını söyledim, gerçekten de yoktu. Heyecan istemiyor musun diye sorduğumda ben sevişirken zaten yeterince heyecan duyuyorum sen duymuyor musun diye soru bana geri geldi. Dünya savaşlarına çok yakın seyrettiğimin farkındaydım. Cevap vermedim, dönüp baktı… konuşmak zorunda kaldım… mesela burada sevişsek daha heyecanlı olmaz mı dememle birinin hoş geldiniz diye bağırması bir oldu… eşim de adamı kastederek görüyorsun ki heyecandan çok rezalete yol açacak senin isteklerin dedi. Kahretsin ki yine haklıydı. Ama bana dönüp bu kadar ısrarcı olduğuna bir defa deneyelim, ama biri görürse ve rezalet çıkarsa seni öldürürm dedi. Sözlerinde ciddiydi, beni hem bir telaş hem de bir heyecan sarmıştı. “Bana güven” diyebildim ama aklımda da bir plan yoktu.

Bu arada amcanın evine gelmiştik. Kapıyı açıp girdik, yemeğini bekleyen divane kendimi tanıtmamla daha bir mutlu oldu. Ama boynuna sarıldığımda gözümden akan iki yaşa engel olamadım. Beni çok severdi, onun bu hali beni de çok üzdü. Biz bir yandan sohbet ederken eşim de bir yandan yer sofrasını kuruyordu. Her eğilip doğruluşunda aklıma “deneyelim” sözü geliyor ateşim yükseldikçe yükseliyordu. Dvaneyi sofranın başına oturttuk, yemek tabalarını sırasıyla önüne koyuyorduk. Önce çorbayı koyduk, yaşlılığın da getirdiği yavaşlıkla yemeğini yiyordu. Eşimde yanımda yere oturup onu izliyorduk. Bir ara elimi omzuna atıp fısıldayarak, “bak bir gün biz de böyle olacağız, şimdinin kıymetini bilelim” dedim. Eşim de “sen böyle olduğunda da ben hep senin yanında olacağım” deyip yanağıma bir öpücük kondurdu. Öpücüğün ve kokusunu etkisiyle başım yine dönmeye zihnim bulanıklaşmaya başlamıştı.

Onunla zaman kaybetmeden sevişmek istiyordum aklıma birden “deneyelim” sözü geldi. Omzunun üstündeki sol elimi yavaşça sol göğsüne kaydırıp okşamaya başladım. Yüzüme öyle bir baktı ki “Çek elini mesajını” fazlasıyla vermişti. “Kulağına hani deneyecektik” dedim. Kafasıyla divaneyi işaret etti. Garibim döke saça çorba yemeye çalışıyordu. Kulağına eğilip “farkında değil misin, adam görmüyor, hani heyecan için yeni şeyler deneyecektik, sözünden bu kadar çabuk mu dönüyorsun” diye fısıldadım. Eşim her zaman sözünün eri olmakla övünen biriydi, biliyordum sözünü tutacaktı sadece bu kadar çabuk karşısına çıkacağını düşünmemişti. Kazağın yakasından elimi içeri sokup göğsünü okşamaya devam ederken, onun da sağ elini sertleşen organımın üzerine koydum. Gerçekten heyecan vericiydi, hemen yanımızda bir yabancı varken böyle bir şey yaşamak, nefes kontrolümü zorlaştırdı. Eşimden kazağını çıkarmasını istediğimde biri gelir diye itiraz etti. Divaneye dönüp gelenin gidenin oluyor mu diye sordum. Nerede evlat bazen kapının önünde oturuyorum da yoldan geçenlerin ayak seslerini duyduğum halde selamlarını duyamıyorum dedi. Senin çocuklar ne yapıyorlar arayıp sormazlar mı dedim. Annesinin mirası yüzünen küstüklerini uzun zamandır uğramadıklarını söyledi. Çocuklarının köyde olmadığını biliyordum ama bu durumu bilmiyordum. Bu arada elimle eşimin göğsünü yoğurmaya devam ederek, kulağına “gördün mü bak gelen giden olmazmış çıkar hadi şu kazağı” dedim. O kazağı çıkarırken ben de sütyenin kopçasını açmıştım bile. Şimdi üstü çıplak vaziyette karşımda duruyordu. Yüz yüze dönüp iki elimle göğüslerini yormaya dalmıştım ki tabağın tıngırtısıyla kendime geldim. Divane çorbasını bitirmişti, takırtı boş kaşığın kaseye çarpmasından geliyordu. Eşim göğüsleri meydanda boş çorba kasesini alıp yeşil fasulyeyi divanenin önüne koydu ama bunu yaparken önünde domalmıştı. Boş durur muyum eteğini beline sıyırıp kilotunun yanından kalçalarını yalamaya öpmeye başlamıştım bile. Öylece duruyordu ama heyecanın hat safhada olduğunu nefes alış verişi belli ediyordu. Divaneyle arasında iki karı mesafe yoktu. Kadınlığıyla dudaklarım birleştiğinde, çok fazka ıslandığını hissettim. İşte sözünü ettiğim heyecan buydu. 3-5 dakika yaladıktan sonra omzuna vurup yanıma gelmesini işaret ettim. Pantolonumun fermuarını açıp organımı dışarı çıkardım, ne yapaması gerektiğini çok iyi biliyordu, sıcacık ağzı ve yumuşacık dili beni eritirken parmağımla eşimi yoklamaya başlamıştım bile. Yarısından fazlasını ağzına sokuyor, bazen de diliyle her yanına dokunarak beni deli ediyordu. Biraz zorlukla da olsa kilodunu çıkarmıştım. Divane de bu arada yemeğin bitirmişti, eşime bak yemek bitmiş pilav tabağını koy dedim. Yine domalarak boş tabağı alıp pilav tabağını önüne koydu. Ben ise çoktan arkasındaki yerini almıştım. Göz göze geldiğimizde sessiz olması işaretini yaptım. Yavaş yavaş kadınlığına girerken inlememek için dudaklarını ısırması beni daha azdırmış, bir anda kadınlığının dibini bulmuştum. Ben yavaş yavaş içine girip çıkarken o dudaklarını neredeyse koparacaktı. Çok fazla zevk aldığını kadınlığından akan sulardan hissedebiliyordum. Derin bir nefes aldığında ise boşalmaya başladığını hissetmiştim. Heyecandan olsa gerek ben de boşalmak üzereydim, o da benim kasılmalarımdan anlamış olacak ki eliyle bekle işareti yaptı, bu arada divanenin pilavı bitmiş sıra sütlaça gelmişti. Eşim önümden kalkıp kulağıma eğilerek “ canım sütlaç çekti” dedi. Ben de bizimkiler evde deyince” gülmeye başladı. Divane hayırdır diye sorunca eşim aklıma bizim ufaklığın yemek yerkenki hali geldi diyerek işi toparladı. “kulağıma eğilip ayağa kalk şaşkın” dedi. Önümde eğilip deli gibi emmeye başladı. İlk defa böyle emiyordu ama aklım hala sütlaçtaydı, yoksa spermlerimi mi kasteddi diye düşünürken gelmeme çok az kalmıştı ama böyle bir şey daha önce hiç yapmamıştı. Midesinin kaldırmayacağını söyler dururdu. Kasılmalarım iyice arttığında kendimi ağzından çekmek istedim ama iki eliyle belimden tutarak buna izin vermedi. İşte bu heyecanın doruk noktasıydı ve dudaklarını ısırma sırası artık bendeydi. Büyük bir hazla boşalmaya başladım; bir, iki, üç, dört derken tam yedi defa ağzının derinliklerine fışkırdığımı farkettim. Divane Allah bereket versin, eline sağlık kesenize bereket deyip yemeğini bitirdiğini anlatmıştı. Eşim hemen kilotunu giydi, sütyenini takıp kazağını üstüne geçirdi. Ben de bu arada toparlanmıştım. Eşim sofrayı toparladı ve divane ile birer keyif kahvesi içtik. Kahve bulaşıklarını eşim yıkadıktan sonra vedalaşıp ayrıldık. Heyecanın hazzı müthişti.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir