Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ESKİ DEFTERLER – Bölüm 2 – Ayça
Eski Defterler – Bölüm 2 – Ayça

Elif ve Emel’in bir bölümünü anlatırken Tuğçe’nin içinde yine büyümüştüm. Ufak ufak hareketlenmeye başlamıştım ki “Yavaş yavaş, amımı yarağına doyur” diye mırıldandı Tuğçe. Dediğini yaptım. Yıllar geçmiş ama Tuğçe değişmemişti. Hala onun dediği olsun istiyor ve bunu yaptırmayı da bir şekilde başarıyordu.

“Emel’i de siktin mi?” diye sordu. “O gece değil” diye yanıtladım. “Niye ki?” diye sordu. “Biraz kendimize gelince temizlenmek için banyoya girdik Elif ile. Döndüğümüzde Emel sızmıştı. Onu ayıltıp ikisini de evlerine yolladım.” diye güldüm. “Niye ki, hazır uyurken sikseydin böyle beni şimdi siktiğin gibi ağır ağır” diye güldü Tuğçe. “Basit bir kuralım var, sabah yatakta tek uyanmak gibi” diye güldüm. “Bu gün de öyle mi olacak?” diye sordu. “Evet… ” diye yanıtladım. “Saat kaç?” diye sordu. “Saat henüz sabahın 9’u diye yanıtladım. Gülerek “Desene bayağı zamanım var evime gitmek için” dedi.

Kalçalarını çekip kurtardı kendini. Sonra yüzünü bana döndü. Dudaklarıma yapıştı ve öpüştük bir süre ellerimiz birbirimizin vücudunu okşayarak. Göğüslerinin üzerinde parmaklarımı usul usul gezdiriyordum. “Peki sonra.. yani Elif ve Emel’le yine bir araya geldiniz mi?” diye sordu. “Evet” diye yanıtladım. Göz gözeydik. O benim kıllı göbeğimi ve göğüslerimin üzerinde elini gezdiriyor, ben de onun göbeğini, göğüslerini, bacaklarını ve elimin uzanabildiği her yerini usul usul okşuyordum.

“Şimdi anladım şirkette kızların sabah herkes kendi evinde uyanır” muhabbetini diye kendi kendine sayıkladı. “orospular meğer senin kuralını fısıldıyormuş birbirine” diye devam etti. “Kimden duydun?” diye sordum. “Neydi o sarışın, mavi gözlü, zayıf ve soğuk kızın adı?” dedi. “Demet’den mi duydun?” dedim gülerek. “Evet, evet, Demet’di değil mi. Buz dolabı gibi kızdı, odun gibiydi. Hep soğuktu” diye devam etti. “O buzdolabı gibi kızda ne buldun be?” diyerek hafifçe vurdu avcunun içiyle göğsüme. “O buzdolabı gibi dediğin kız” dedim güldüm. “Anlatsana onu da” dedi doğrulup yarı kalkmış aletimi göbeğimin üzerine yatırıp kadınlığıyla hemen üzerine bakire oturuşu yapmadan önce. “Sen benim kimi nasıl siktiğimi mi merak ediyorsun?” diye güldüm. “Evet… 20 senedir, beni sikmeyen bu yarrağın kimleri siktiğini, nasıl siktiğini dinlemek istiyorum. Ne var bunda?” diye çıkıştı. “Peki tamam.” dedim gülerek.

“Ama aklım Elif ve Emel’de kaldı hala… ” dedi. “İster miydin?” diye sordum. “Neyi?” dedi. “Sen ve yanında bir kadınla daha üçümüz!” diye sordum. “Manyak mısın sen, sapık!” diye çıkıştı. “Hadi ama, aklım kaldı dedin, ister miydin onu söyle bana!” diye üsteledim. “Bilmem..” diye yanıtladı. “Peki olsaydı kim olsun isterdin?” diye sorunca “Şapşal, ne yapacaksın, onu mu ayartacaksın!” diye güldü Tuğçe. “Boşver şimdi, sen şu Demet’i anlat” diye bastırdı göğüslerime ve uzanıp dudaklarıma yapıştı.

Tuğçe ile öpüşmek beni gerçekten heyecanlandırıyordu. Onunla öpüşünce aletime kan gitmesi saniyeleri buluyordu. Aletim hızlıca taş gibi olmuştu. Tuğçe kadınlığını aletimin üzerinde ileri geri kaydırıyordu bakire seksi yaparcasına. “Anlatacak mısın?” diye dudak büzdü. “Tamam” deyince belini kırdı ve göbeğimin üzerine kadar kendini çekip kadınlığına yavaş yavaş almaya başladı. “Beni sikerken başkalarını nasıl siktiğini dinlemek hoşuma gidiyor” diye mırıldandı. Güldüm. “Dinlemekten öteye geçmek senin elinde” deyince “Sapıttın yine” dedi. “Demet’i’anlat hadi..” diye ekledi.

“Hani Antalya’da bir eğitime gitmiştik hatırladın mı?” diye başladım. “Evet, Demet sen ve biri daha gitmişti o eğitime şirketten” diye mırıldandı Tuğçe.

Havalanında buluştuk. Demet sarışın, mavi gözlü, incecik bir kızdı. Dolgun dudakları, bembeyaz teni, ince beli ve çıkık kalçaları ile aslında tam bir bombaydı. Ama buz gibi bir kızdı. Odun gibiydi resmen. Çok fazla aktif ve sosyal bir insan değildi. Şirketten çok az insanla belki 2 yada 3 cümlenin ötesine dahi gitmemişti ama muhasebe konusunda bir dehaydı resmen. Bizimle şirketten Orhan diye bir arkadaş daha gelecekti eğitime. THY’nin tarifeli uçağı ile Antalya’ya uçacaktık. Ama Orhan uçağı kaçırdı. Havalimanında buluşmamızdan uçağa binene ve kalkışa kadar neredeyse 3 saat olmuştu ve Demet ile Merhaba, nasılsın, iyiyim, sen nasılsın, kahve içer misin ve olur dan başka bir yada iki cümle daha konuşmuştuk. Uçağa bindik. Koltuklarımız yan yanaydı. Demet’in hareketleri uçağa binince biraz değişti. Tedirginleşmişti. Pencere kenarına oturdu. Önce kendi koltuğunu kontrol etti, sonra emniyet kemerlerinin sağlamlığını, sonra da çaktırmamaya çalışarak öndeki koltuğu. “Uçak fobin mi var?” diye sordum. “Yok… sadece ” diye başlamıştı ki “Yani, evet var” diye devam etti. “anladım. merak etme, en güzel tarafı sakat kalmıyorsun, direk ölüyorsun” dedim. Buz gibi yüzü iyice gerilmişti. “Tamam, anlamsız bir esspri oldu kusura bakma” dedim. “yok, önemli değil, rahatlatmaya çalıştığını için teşekkür ederim. öte yandan korkuyorum ve bunun önüne geçemiyorum” diye yanıtladı. “Tamam sorun değil. eğer kendini daha rahat hissetmen için yapabileceğim birşey varsa söyle lütfen” diye ekledim. Mavi gözleriyle gözlerimin içine bakarak “Tamam” diyebildi. Kaptanın anonsuyla bir anda irkildi Demet. Ellerini yumruk yaptı. O arada hostes emniyet kemerlerini kontrol ediyordu. Demet kaskatı kesilmişti. “Hanımefendi, emniyet kemerinizi bağlar mısınız?” diye seslenince hostes Demet’e “Tamam ben hallederim, birlikteyiz. Biraz kötü bir gün geçiriyor” diye gülümseyerek yanıtladım. “Peki beyefendi, teşekkürler” diyerek hostes devam etti işine. “Hadi şu kemerini bağlayalım ne dersin?” diye seslenince Demet’e “Tamam” diyebildi. Teni bembeyazdı ama şimdi resmen kireç gibi olmuştu. Hareket ederken dahi zorlanıyordu. Kemerin diğer ucunu almak için kucağından koltuğun diğer yanına uzandım ama kemerin üzerine oturmuştu biraz. Mecburen elimi bacağının altına uzatmak zorunda kaldım. Bir anda irkildi Demet yine. “Kemeri alıyorum” dedim. Cevap vermedi. İçimden binbir küfür ediyordum. Daha kalkmamıştık bile ve Demet kilitlenmişti. Güç bela kemerini bağlamıştım. “Tamam, artık güvendesin” diye yumruk yapmış elini sıkıca tuttum. Yüzüme baktı. Mavi gözlerinde kayboldum o anda. “Gözlerinin bu kadar güzel olduğunu fark etmemiştim” dedim. “Ne?” diyebildi. “Gözlerin, rengi mavi evet ama tonunun bu kadar güzel olduğunu fark etmemiştim” diye yineledim. “Teşekkür ederim” diye mahçupca eğdi yüzünü. “Sarışınlık nerden?” diye sordum. “Annem Alman, babam Türk, sanırım annemin genlerini almışım” diye yanıtladı. “Gözlerim de anneme çekmiş. Onun kopyası gibiyim zaten.” diye gülümsedi. “Anasına bak kızını al” daki anne ve kız olmalısınız” diye yanıtlayınca ağzı kulaklarına vardı. “Evet, ama daha çok kızına bak anasını al gibi birşey bizimkisi” diye yanıtladı. Bu arada güvenlik anonsları yapılıyor, kemer bağlama falan gösteriliyordu ama Demet hiç oralı olmuyordu. Anlaşılan dikkati dağılınca rahatlamıştı biraz. Avcumun içindeki yumruk da nispeten daha gevşemişti.

“Sen bu kadar güzelken anneni tahmin edebilmecek hayal gücüne sahip değilim” diye ufaktan da yazmaya başladım. “Teşekür ederim, çok öyle hayal gücünü zorlamana gerek yok, yani ben buz gibiyim aksine annem dünya tatlısı sıcak bir kadın” diye yanıtladı. “Valla avcumun içindeki yumruğun sıcaklığına bakılırsa hiç de buz gibi değilsin” diye güldüm. “Ben onu unutmuşum” diye mahçupca elini çekti. Uçak hareket etmeye başlayınca Demet yine tedirginleşti ve elime sımsıkı yapıştı. Yalvarıncasına gözlerimin içine bakıyordu. “Korkma, ben buradayım” diye sol kolumu omzunun arkasına attım. Sağ elimi de bacağının üzerindeki elinin üzerine koydum. Hafifçe kolumla sardım. Kalkış için hızlanmaya başlayınca Demet iki eliyle yapıştı elime ve kendini iyice bana yasladı. Sakinleştirmek için saçlarını ve yanağını okşadım biraz. Yan tarafımızda Orhan’ın olması lazımdı ama uçağı kaçırdığı için boş kalmıştı en sağımızdaki koltuk.

Uçak kalkıp kemer ışıkları sönene kadar sımsıkı sarıldı iki eliyle sağ elime. Kendini de iyice bana yasladı. Kalkışın uğultusu bitince Demet biraz sakinleşti. Ben de elimi yanağından çektim usulca. “Cildin muhteşem ve saçların ipek gibi” dedim. Niytim onun ilgisini başka konulara çekip seyahatin daha fazla ızdırap olmamasını sağlamaktı. “Şeyy… Bu seyahatin detaylarını şirkettekilerin bilmesi gerekmeyecek değil mi!” diye sordu tedirginlikle. “Elbette hayır, İstanbul’a dönene kadar ne olursa olsun güzel bir eğitim olmuş olacak ve sadece eğitim detayı” diye gülmüsedim. “Teşekkür ederim” diye yanıtladı. Başı hala omzumda, elleri hala sağ elimi tutuyordu. “Sigara içer misin?” diye sordum. “Olur” diye yanıtladı. Ellerimi çekip sigara paketine uzandım ve bir tane ona uzattım. Sigarayı aldı ama eli hala tir tir titriyordu. “İstersen bir tane yakalım, ben sana içireyim, sonra ben içerim” dedim. “Çok mu belli oluyor” diye güldü. “Yani” diye yanıtlayıp sağ elimi aradaki kolçağa koydum. Demet hemen iki eliyle elime yapıştı. Sigarayı kendi ağzıma koyup yaktım. Bir fırt çektim ve onun dudakları arasına yerleştirdim. Derin bir nefes çekti. “Bu iyi geldi” diye güldü. Tam o sırada uçak hafifçe bir sallandı. Demet panikle başını bu kez göğsüme gömdü ve sol elimi kendine doğru çekip resmen sol göğsünün üzerine koydu. Sol göğsü tamamen avcumun içindeydi. Bilinçsizce yaptığı bu hareket işime de gelmişti açıkcası. Sarsıntı bitince bir anda kendine geldi Demet ve elimi fark etti. Utançlaa elimi aşağıya indirdi ancak bu kez de bacağının üzerine koymuştu. Tekrar kaldırıp kolçağa koydu. Yüzüme bakamıyordu. “Tamam, normal, korku refleksi” diye fısıldadım. “Yani…” diye gülümsedi. “Açıkcası ilk başta bu uçuş nasıl biter diye düşünmüştüm ama şimdi bitmemesi ve hatta sıklıkla böyle sarsıntılar yaşamasını isterim doğrusu” diye gülümsedim. “yaa, zaten utanıyorum, böyle söyleme lütfen Cenk” diye yanıtladı. Güldüm. “Gülme lütfen. Bak söz verdin, dönünce bunları anlatmak yok” dedi. “Tamam, söz… dedim ya” dedim. Sigarayı uzatıp bir nefes daha çektirdim. Bakıştık ve gülüştük.

İnişe geçene kadar Demet normale dönmüştü. Havadan sudan konuştuk biraz. Kitaplardan, müzikten falan. Aslında hiç de soğuk bir kız değildi. Aksine oldukça heyecanlı ve sıcak kanlıydı. “Niye hep soğuksun” diye sordum birden. “Yani aslında hiç de öyle soğuk değilsin. Güzelsin, gözlerin çok güzel, yüzün orantılı, cildin ipek gibi ve keza kısa saçların… Ve hatta göğüslerin, çıkık kalçaların… Tam bir afetsin” diye devam edince Demet iyice utandı ve başını öne eğdi. “Deneyimlerden diyelim” diye kısaca yanıtladı. “Anladım, umarım kötü şeyler yaşamamışsındır” diye cevapladım. “yook.. yani ne düşündün bilmiyorum tabi kötü şeyler olarak ama böyle olunca rahat oluyorum.” diye yanıtladı. “Anladım, erkeklere karşı bir koruma duvarı” diye gülümsedim. Gülümsemeyle yanıt verdi. “Sevgilin?” diye sordum. Güldü… “Sence?” diye sordu. Güldüm. “Ya senin sevgilin var mı?” diye sordu. “Gerçi kuralı herkes kendi yatağında uyanacak olan birinin sevgilisi çoktur” diye ekleyince beynimden vurulmuşa döndüm. Bunu şirkette bilen Elif ve Emel vardı sadece.

“O nerden çıktı şimdi!” diye sorunca “şeyyy… Elif ve Emel geçen gün sigara molasında konuşurlarken kulak misafiri oldum. Öyle bir kuralın varmış galiba” diye utanarak yanıtladı. “Haa.. Evet, öyle sohbet ederken söylemiştim” diye geçiştirdim. Güldü. “Yani çok sevgilin var öyle mi?” diye tekrar sorunca. “Yok, sadece uzun süreli ilişkileri sevmiyorum” diye yanıtladım. “Yani kural gerçekten var, niye ki?” diye sordu bu kez Demet beni köşeye sıkıştırmak istercesine. “Senin duvarın gibi birşey… Sanırım bir gün sabah yanımda uyandığım kişiyle bir ömür her sabah uyanacakmışım gibi geliyor” diye yanıtladım. “Neden, bu kötü birşey mi ki?” diye sordu. “Yani, kötü birşey olup olmadığını dahi riske etmek istemiyorum” diye yanıtladım. “Sen de az değilmişsin, hemen kulak kabartmışsın dedikodulara…” diye güldüm. “Yok, özellikle yaptığım birşey değildi. Sigara içerlerken ben o aşağıdaki kolonun öbür tarafındaydım. Beni fark etmediler ve bayağı bir konuştular” diye hafif muzip gülerek yanıtladı. “Neler duyduğunu çok merak ediyorum doğrusu” diye sordum. “Tuğçe’yi reddettiğni duydum mesela ki en hoşuma giden oydu” diye güldü. “Başka?” diye sormuştum ki kemer ikaz ışığı ve kaptanın anonsu duyulunca Demet yine uçakta olduğumuzu hatırladı ve gerildi. “İniş stresi” diye güldüm. İki eli çoktan kasıklarıma çok yakın duran elimi bulmuş ve avcunun içine almıştı bile. Avcunun dışı tam kasığımın üzerindeydi. Elimi omzundan atınca yine saçını okşadım usulca “Sakin ol, tamam bak” diye seslendim. Gözlerimin içine baktı mavi mavi. Elinin sıcaklığı, bedenini bana yaslaması ve o ana kadar hiç dikkat etmediğim v yaka tshirtünün altındaki dantelli sütyeni ve içindeki göğüsleri… Aletim kanla dolmaya başlamıştı. Sol tarafa yatık olduğu için tam olarak Demet’in avcunun dışının altındaydı. Ve büyüyordu. İniş başladı, tekerler yere değdiğinde eli birkaç kez aletimin üzerinde gezindi. Bir ara fırsatını yakalayıp hafifçe dizime doğru kaydırdım yoksa resmen kızın elinin dışına pantolonumun içinden patlayacaktım.

Sağ salim indik, Uçak aprona yanaştığında Demet elimi bıraktı ve kendini geriye çekti. Kolumu da çekince göz göze geldik. “Anlayışın için teşekkürler” dedi. “Rica ederim, zevkliydi” diye gülümsedim. “Benim için de” diye yanıtladı muzipçe başını aşağıya eğerek. Aletim pantolonumun önünde resmen çadır kurmuştu. Görmemiş olması mümkün değildi o esnada ki yüzünü gülümsseyerek pencere tarafına çevirdi. Çaktırmadan aletimi düzelttim. “Ben de elimin tersindeki bu sertlik ne, sigarayı ne ara bu cebine koydun diye düşünmüştüm” diye güldü. “Çok açık sözlüsün” diye güldüm. Cevap vermedi. O arada ayağa kalktık ve uçaktan çıkış için hareketlendik.

El bagajlarımızla hızlıca bir taksiye atlayıp kalacağımız otele ulaştık. Odalarımız yanyanaydı. Orhan’ı aradım telefonla. Uçağı kaçırdığını, gelemeyeceğini söyleyince onun odasını iptal ettirdim.

Bellboy ikimize de eşlik etti odalarımız için. Yanyana kapılardaydıkk. İçeri girince de bağlantılı oda olduğunu görünce biraz bozuldum. Çünkü gece için başka planlarım vardı ve ara kapı… Neyse dedim. O arada diğer taraftan Demet seslendi “CEnk, açsana” diye… Bellboy’a bahşiş verip gönderdim ve kapıyı açtım. “Uçakta yanyana, otelde yanyana” diye güldü. “Umarım gece tek başına yatmaktan korkmuyorsundur çünkü o konuda yapacağım hiçbirşey yokk” diye gülümsedim. Yanıt vermedi. “Oteldeki yatak da mı dahil o kurala” diye güldü. “Yeri önemli değil, aynı yatakta uyanmamak önemli” diye güldüm. “Tamam ama korkarsam ara kapıyı açarsın değil mi?” diye sordu mahcupca. “Sen gerçekten!” diye sorunca güldü. “Şaka şaka merak etme” diyerek. “Yok, sevinmiştim gece koynuma gireceksin diye, hevesim kursağımda kaldı” diye yanıtlayınca “salak şey” diye gülümsedi.

“Yemeği beraber mi yeriz?” diye sorunca “olur, kaçta yiyelim” diye sordum. 8 gibi iyi mi?” diye sordu. Saat henüz 5’ti. “Tamam” diye yanıtladım. Tam kapıyı kapatacaktım ki, “Birer bira içmeye ne dersin, nasıl olsa herşeyi şirket ödüyor” diye güldü Demet. “Çarpassın” diye güldüm. “Alman asıllıyım oğlum ben” diye yanıtladı. “Ooo… iyi içerim diyorsun yani!” dedim. O arada kendi odasındaki minibardan iki tane Efes bira aldı geldi. Benim odadaki koltuklara oturup bira içmeye başladık. Ben de minibardaki karışık çerezi açtım ortaya. İlk yudumda “ohhh. bu iyi geldi bak bütün stresimi aldı bir anda” diye güldü. “Çok teşekkür ederim bu arada uçak için, sen olmasan o uçakta uçmazdım inan” diye devam etti. Güldüm. “Ben teşekkür ederim. Senin gibi buzdolabı bir kızın saçını okşamak, tenine dokunmak… Hatta göğsünü avuçlamak başka türlü mümkün olmazmış galiba” diye yanıtlayınca utanara güldü. “Yaaa… öyle deme. utanıyorum” dedi. “Gerçi sigara paketini de unutmamak lazım” diye ekledi gülerek. “Sen de beni utandırıyorsun” diye yanıtladım. “İstanbuldan istanbula, arada olan herşey sır, sadece iyi bir eğitim” diye gülerek bira kutusunu uzatınca ben de uzattım ve tokuşturup birer yudum aldık.

“Sigara?” diye sordum. “Hangi paketten?” diye gülerek yanıtladı Demet. “Sigara dedim, puro demedim” diye gülerek yanıtlayınca kahkahaya boğuldu. Birasından büyükçe bir yudum aldı. Gözlerimin içine uzun ve mavi mavi baktı bir süre kalın çerçeveli gözlüklerinin arkasından. Benden bir hamle bekler gibiydi. Ben de onun bana gelmesini bekliyordum doğrusu. O an neden bilmiyorum onun beni arzulmasını ve elde etmesini istedim.

Dilini dudaklarının etrafında gezdirdi usulca. Sonra da sağ elinin işaret parmağını dişlerinin arasına alıp karar vermek istercesine hafifçe ısırdı. “Bu cevabın nereye gideceğini merak ediyorum doğrusu” diye mırıldandı hafifçe ve “Puro dersem ne derdin?” diye hafif utangaç bir tavırla sordu. “Senin puro keyfine ben sigara ile eşlik etsem?” diye yanıtladım. Güldü. Cebimdeki sigara paketini çıkarıp bir tane yaktım. Koltukta geriye kaykıldım. “Puro paketinin yerini biliyorsun. ne zaman içmek istersen” diye şakayla karışık pantolonumun önüne doğru bakarak cevapladım. İşaret parmağı hala dişlerinin arasında bekliyordu Demet. “Purodan kastın parmağın mıydı?” diye güldüm. Gülümsedi Demet. “Eğer değil ise paketteki puron hazır ve seni bekliyor” diye ekledim tekrar pantolonumun önündeki kabarıklığı göstererek. “Tek yapman gereken şey paketinden çıkarmak…” diye güldüm. Sigaramdan bir nefes çekip biradan bir yudum aldım. Demet bira kutusunu tepesine dikti ve yarım kutunun tamamını bir dikişte içti. “Burada olan burada kalır” diye mırıldanarak ve yüzünde bir gülümseme ile ayağa kalktı yavaşça. Bana doğru geldi ve oturduğum koltuğun önünde diz çöktü. Pantolonumun üzerinden aletime yavaşça yaklaştırdı elini ve sol avcunun içine alıp sıktı… “Bu gerçekten büyük ve kalın” diye mırıldandı. Fermuarımı yavaşça açtı. Sonra da pantolonumun kemerini ve düğmesini. Kalçalarımı hafifçe kaldırınca boxerimi ve pantolonumu kalçalarımdan sıyırmaya başladı. Aletimin başı boxerin lastiği ile aşağı doğru yönelmişti. Dizimin hizasına geldiğinde aletim yay gibi kurtulup göbeğime yapıştı. Çıkan sese gülmüştü Demet… Elini aletimin üzerine uzattı. Avcunun içi ile üzerinde biraz gezindi. Gözlerimin içine mavi mavi daldı yine. “Bu yaptığıma inanamıyorum” diye mırıldandı bakışlarını aletime kaydırırken. “Umarım başladığın işi yarım bırakmazsın” dedim. Güldü. Sağ elini aletimin sapına kaydırdı iyice. Sonra da sol elini onun üzerine gelecek şekilde iki eli ile aletimi kavradı. Başı dışarıda kalmıştı. “Bunu yarıda bırakacak kızın aklına şaşarım” diye mırıldandı ve diliyle tam deliğinin üzerine küçük bir öpücük kondurdu. ellerini aletimin üzerinden çekip göbeğime doğru yatırdı. Parmak uçlarıyla usul usul sevdi bir süre. “Bu çok hızlı oldu galiba” diye güldü kendi kendine. “Oysa gayet yavaş hareket ediyorsun” diye yanıtladım gülerek. Parmaklarımla aletimi usul usul okşamaya devam ediyordu. “Şeyyy… Bu çok sık yaptığım bir şey değil. Şu anda buna hangi akla hizmeten cesaret ettim bunu bile bilmiyorum.” diye mahçupca devam etti. “O zaman sınırları sen belirle” diye yanıtladım. “Nasıl yani?” diye devam etti. “Ben seni daha önce bana yapmadığın hiçbir şey için zorlamayacağım. Örneğin. Henüz ağzına almadın. Bunun için seni zorlamam yada senden bunu istemem. Ama avuçlarının sıcaklığını hissettiğim için onu iki elinle kavramanı ve sıvazlamanı isteyebilirim gibi” diye yanıtladım. “Ve şimdi avuçlarının sıcaklığını gerçekten aletimin üzerinde hissetmek istiyorum, onu iki elinle kavrayıp hafif hafif sıvazlar mısın?” diye sordum. Gözlerimin içine baktı ve ellerini aletimin üzerinda üst üste kavuşturdu. Usul usul sıvazlamaya başladı. “Daha önce hiç bunu yapamıştım, yani bir erkeğe mastürbasyon” diye güldü. “Sen böyle mi yapıyorsun?” diye sordu. “Yaklaşı olarak” diye yanıtladım. “GÖstersen? dedi ellirini aletimin üzerinden çekerek. SAğ elimi aletimin üzerine götürdüm ve ufak ufak sıvazlamaya başladım.

Olduğu yerden kalktı ve benim yanıma gelip tekli koltuğun kolçağına oturdu. O da sol elini uzatıp benim elimin hemen üzerinden aletimi kavradı. Birlikte yavaş yavaş aletimi sıvazladık birkaç kez. “Hep merak etmiştim” diye güldü. “SÜnnetli olunca böyle zevk vermiyor. Genelde tükrükle kayganlaştırınca daha keyif veriyor” deyince elini çekti. Avcunun içini yalayıp tekrar aletimin başının altından kavradı. Usulca elimi çekince bu kez sapına kadar indirdi elini ve tekrar yukarıya doğru kaydırdı. Başına gelince avuçlayıp elinin altından serbes bıraktı. “Yapabiliyor muyum?” diye güldü eli ile tekrar sapında kavrarken. “İyi gidiyorsun” diye gülerek yanıtladım. Sigaramdan bir nefes çekip biradan bir yudum aldım. “Devam et” dedim. Elini çekip tekrar yaladı ve bu kez başından aşağı doğru kaydırdı yavaş yavaş. Sonra birkaç kez sıvazladı. Göz göze gelince o anda dudaklarıyla dudaklarıma uzandı ve küçük bir buse kondurdu. “Bu oyunu sevdim” diye güldü. “Bu ne kadar sürüyor, yani mastürasyon yaparak boşalman?” diye sordu. “Bilmem, hiç süre tutmadım. Kontrol bende olduğu için ne zaman boşalacağıma ben karar veriyorum” diye yanıtladım. “Hızlanınca süre kısalıyor mu peki?” diye sordu tekrar. “Belli olmuyor, çok sık mastürbasyon yapmıyorum” diyince “tabi, bunun tadına bir kez varan kızlar boş bırakmıyordur seni” diye güldü. Koltuğun kolçağından aşağıya dizlerimin arasına indi tekar. Eliyle birkaç kez sıvazladıktan sonra gözlerimin içine baktı ve yavaşça aletime yamuldu. Başını yaladı biraz önce. Sonra ağzının içine aldı başını. Aletimi göbeğime doğru yatırıp diliyle yukarıdan aşağıya birkaç kez git gel yaptıktan sonra gözlerimin içine baktı tekrar ve bir eliyle sapından kavrayıp sıvazlamaya başladı. Dudakları yine aletimin başına ulaştı ve yalamaya devam etti.

Sonra yavaşça ayağa kalktı. “Bekle” dedi. Altındai patnolonu ve kilodu hızlı ama kıvrıla kıvrıla çıkarttı ve ikili koltuğa yarı çıplak oturdu. Bacaklarını iki yana açıp parmaklarını yaladı ve kendi kadınlığına götürüp kendini okşamaya başladı. Nefes alış verişleri sıklaşmaya başladı. Kilitorisini okşuyor, işaret parmaklarını kadınlığına sokup çıkarıyor, bacaklarını açıp kapatıp mastürbasyon yapıyordu tam karşımda.

Mavi gözlerini hafifçe kıstı ve geriye doğru yaslandı koltuğa. “Hadi gel buraya” diye mırıldandı. Ayağa kalktım ve önüne kadar gittim. BAcaklarını iyice iki yana açtı. Uzanıp aletimin başını yakaladı ve kendine doğru çekti. “Sadece öyle dur” diye mırıldanıp öne doğru kaydırdı kedini. Kadınlığının dudaklarına aletimin başı değince yukarı aşağı hareketlerle aletimle kendi kendine mastübasyon yaptı bir müddet. Sonra parmakları ile yeni tıraşlanmış tertemiz kadınlığının dudalarını iki yana ayırdı. Aletimin sadece birkaç milimini kadınlığının tam ağzına sokup ufak hareketlere sürtündük birbirimize biraz. “Zevkli mi?” diye sordu. “Hoşuma gitti” diye yanıtladım. Doğrulup aletimi eline alıp birkaç kez sıvazladı. Bir anda aklıma Demet’in bakire olabileceği ve o yüzden devamını getirmeden sadece sürtünerek rahatlamak isteyebileceği geldi. Bu arada Demet dudakları arasına aldığı aletimin başını bir yandanan yalayıp somururken, diğer yandan da hızlıca sıvazlamaya başladı. Bir yandan daha fazlasını ağzına sokmaya çalışıyor, bir yandan da sıvazlamaya devam ediyordu. İyice hızlanmaya başladığında artık aletimin yarısından fazlasını ağzına sokup çıkarmayı başarmıştı. Yüzüme bakıp gülmeye başladı ve hızlıca sıvalamaya devam etti. Aletimle kendi ağzını becerirken eliyle de mastürbasyon yaptırıyordu bana. Ve bu işte gerçekten başarılıydı doğrusu.

“Ağzımın içine patlamını istiyorum” diye mırıldadı sıvazlamaya devam ederken ve sonra yine ağzına aldı aletimi. Dudaklarını, dilini, ellerini kullanıp tempoyu iyice arttırdı. Artık sona doğru yaklaşıyordum. “Hadi, az kaldı, sakın durma” diye mırıldanınca daha da hızlandı Demet. Birkaç sıvazlama, birkaç somurma ve yalamanın sonrasında ağzının içine patlamıştım Demet’in hırıltılar çıkararak. Aletimi ağzından çıkarmadan somuruyordu Demet ve son damlasına kadar emdi. Aletim ağzında küçülene kadar bekletti beni ayakta birkaç dakika. Ağzından çıkardığında başıyla diline biraç küçük darbe atınca içim gıdıklanmıştı resmen. “Muhteşemsin… Tadın harika” diyerek ayağa kalktı Demet. Ve diliyle dudaklarının etrafını yaladı güzelce. dudaklarıma uzanıp küçük bir buse kondurdu. Geriye tekli koltuğa oturup biradan büyükçe bir yudum aldım. Sonra da bir sigara daha yaktım. Demet minibara yönelip bir bira daha aldı kendine ve bir tane de bana uzattı. Altlarımız çıplak şekilde öylece oturduk bir süre bira ve sigara içerek ama konuşmadan.

BÖLÜM 1 : https://xhamster.com/stories/esk-defterler-giri-ve-b-l-m-1-9718028

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir